Her Memleketin Kendi Peygamberi Vardır

Yazdır PDF

bs

Minsk'te Diyalog Avrasya Derneği Kuruldu


dilekchii2

'Diyalog Avrasya Derneğinin açılış töreni 27 martta yapilacak". Böylece bizim ülkemiz de, sayısı dünyada artık 10u geçen, Avrasya  milletlerinin ve aydınlarının birleşmesini amaç edinen sivil toplum hareketinin  faaliyet gösterdiği ülkeler grubuna katılmış oluyor. Geniş anlamda Avrasya -  Avrupa ve Asya'nın birleşmesidir. Aynı adlı kurum kurucularının bu jeopolitik bağın merkezinde yer alan ülkemize ilgi göstermeleri de normal tabi.

Tuhaftır - hepimiz bir global "köyde" yaşıyoruz, dünya haberlerindeki değişiklikler bir anda İnternet ve televizyonlarda görünüyor, ama... Haberlerin çok olması gerçeği b'lme anlamını taşımıyor. 

OO "Diyalog Avrasya" açılış töreni davetiyesinde yazılmış olan "Diyalog "DA!" ile başlar" ("DA" - kurumun Türkçe Diyalog Avrasya sözlerinin ilk harflerinden ortaya çıkan, kısa adı.) "Dostluk" Türk kültür merkezinin Genel müdürü İhsan Dilekçi'yle bun konu hakkıında konuştuk

 

  - İhsan bey, "Dostluk" Türkiye ve Belarus halklarının birbirine yakınlaşması ve birbirini anlaması adına çok şeyler yaptı, Rusçaya çevirildğinde "Drujba" anlamında gelen kurumunuz "Dostluk" Belarus'ta yeterince tanınmaktadır. "DA" organizasyonu medeniyetler arası diyalog dairesini mi genişletiyor?

 

- Evet, o Rus ve Türk dillerinde konuşan milletleri içine alan bütün Avrasya bölgelerini kapsıyor. Böyle bir platform kurma fikri 1998 yılında uluslararası Avrasya yazar ve gazetecileri forumunda çıktı. Yani ona bir anlamda akıl sahiplerinin birleşmesi de diyebiliriz. Bugün "DAP" 12  ülkede  faaliyet göstermektedir. O Avrasya ülkelerinin gerçekten barışçıl dünya görüşüne sahip ve  diyalog kurabilen aydınlarını bir araya getirmekte. Biz önümüze tolerans ve karşılıklı saygı prizması üzerinden geçerek  diyalog kurma hedefini koyuyoruz.

Türklerde "İnsan bilmediğinin düşmanıdır"  anlamında gelen güzel bir atasözü var. Amerikan politoloğu Hantıgton Müslümanları ve Hıristiyanları kastederek, medeniyetler çatışması hakkında koca bir çalışma yaptı. Ama niye mutlaka çatışma olması lazım? Türk yazar  ve filozofu Fethullah Gülen başka bir alternatif sunuyor.  'Barış olsun.  Diyalog olsun.  medeniyetler arasında karşılıklı anlayış ve sevgi olsun. Ama bunun için çok çalışmak lazım.'

Şüphesiz, tahrip etmek kolaydır. Bir şeyi kurmak daha zordur... Ben bir misal vereyim. Bizde Osmanlı padişahı Kanunİ Sultan Süleymanın emriyle kurulan Süleymaniye camisi vardır. Bu şaheseri tahrip etmek için  iki işçiyi tutmak ve ellerine aletleri vermek yeterli - ve iki günde onu yerle bir ederler. Onu kurmak için ise, dahi mimar Sinan ve uzun yıllarca çalışmak gerek ... Ve işte bizim platform da önüne bunun gibi manevi ve entelektüel cephelerdeki böyle Sınanları bir araya getirme hedefini ve diyalog aracılığıyla daha güzel bir dünya kurmak için çalışmayı koyuyor.

 

- "DA"  çalışanlarının sık-sık alıntı yaptıkları ünlü  Müslüman ilahiyatçı, düşünür, yazar Gülenin "Diyalog Avrasya" oluşumuna etkileri neler?

 

- Benim ülkemde Fethullah Gülen  en önemli sivil kanaat önderlerinden biri sayılır. Onun çaba ve gayretleri 'Gülen hareketi' denilen hareketi ve bütün dünyada "Gülen okulları" diye bilinen okulları ortaya çıkardı. Bu okullarda modern mesleki eğitim   ahlaki değerlerle birleştirilerek verilmekte .

     Bu arada , İngiliz dergisi Prospekt ve Amerikan dergisi Foreıgh Polıcy tarafından  düzenlenen ankette, Gülen bugünün  önde gelen 100 entelektüeli listesinin ilk başında yer aldı.

Gülen her zaman  toleransın,  bağışlamanın diğergamlığın birbiriyle  bağımlı olduğunu  ve bu değerlerin  İslam'ın temel ahlaki değerleri olduğunu  söylüyor. İslam ila ilgili en can acıtıcı sorulardan biri olan - terörizm - hakkında Gülen: "Gerçek Müslüman terörist olamaz, terörist ise Müslüman..." diyor.

 

- Ama Türkiye'de de Gülen'e farklı farklı yaklaşım var : bazılar hayranlık duyarken, bazılar ondan Türkiye'de din devleti kuracak diye korkuyor...

 

- Alışılmış ölçüleri  aşan, mutat çerçevelere sığmayan insanlar her zaman direnişle karşılaşıyorlar. Mesela onun  Papa ile görüşmesi için  aşırı tutucular ona - "ılımlı Müslüman ", derken  aşırı laikler ise   bu devlet adamlarının işi diye eleştiriyorlar... Bu da, öbürü da -  aşırılık. Önemli olan şu , halk bu sivil kanaat önderini iyi anlıyor. Bildiğiniz gibi, bizim yurdumuzda XX asrın son yıllarına kadar değişik  tabakalar arasında ciddi çarpışmalar oldu. Birileri  komünizm için mücadele ediyordu, birileri faşist idi, birileri de  aşırı muhafazakarlar idi... Ve bu  insanlar  arasında  uçurum oluşmuştu, toplum katmanalrı arasında düşmanlık vakumu oluşmuştu. Maalesef, Türk aydınları bu uçurumu aşamadılar. Aydınlar batı ülkelerinde mükemmel eğitim alıyorlardı, dünyayı iyi biliyorlardı, ama halk dilinde konuşmuyorlardı, hatta onu bilmiyorlardı. Türkiye'de diyalogu kumak , ilk önce, yazar ve teolog Gülen'e nasip oldu.

 

- Gerek Gülenin    ve gerkse  "DA" platformu fikirlerinin Kazakistan, Azerbaycan ve diğer Avrasya ülkelerinde niçin makes bulduğunu  anlayabiliyorum. Hatta Rusya'da - ki Rusya -Hıristiyan- Müslüman ülkedir. Ama Belarus - tam bir Avrupa ülkesi. Sanırım, "Diyalog Avrasya" Belarusya'da biraz değişik kurulacak. Bu bana jeopolitik anahtar gibi görünüyor - Asya'dan Avrupa'ya Belarusya üzerinden köprü gibi...

 

- Artık Avrasya'dan dünyaya açılmalıyız, diye düşünülüyor. Geçen toplantılarda Çin ve Hindistan'ı gözlemci olarak davet etme kararı alınmıştı. Avrasya'da diyalog çoğunlukla Rus ve Türki dillerde sağlanıyor.

27 martta Minsk'te "Diyalog Avrasya"nın açılış töreni olacak.

 

- Türkler Avrupa birliğine girmeye nasıl bakıyorlar?

 

- Türkiye halkının yüzde 70 - 80  Avrupa birliğine girmeyi  istiyor. Gülen hareketi bu sürece yardim ediyor. Mesela, Avrupa'da sayısı yaklaşık 5 milyon olan Türklerin entegrasyonu gibi önemli bir konuda. Avrupaya ilk gidenler genelde mesleksiz  eğitimsiz  iş bulmak için  gidenlerdi. O insanlar kendi adet ve kültürlerini korumak için, içine kapanıyor ve batı toplumuna girmek  istemiyorlardı. Mesela , Adam 40 Almanya'da yaşamış ve bir kere dahi komşusuna uğramamış... gülen hareketinin bu sürece  olumlu katkıları oldu.  böyle adamlara, mesela   " artık Almanya milli takımını da  tutmanın zamanı geldi, dendi. Geçen yıl Hollanda Başbakanı Gülen hareketınin medeniyetler diyalogu için çok yararlı olduğunu söyledi.

 

- Peygamber karikatürü ile ilgili skandal zamanında, tehlikeli bir çarpışma oldu. İşte bu skandal zamanında "DA" oluşumunun tutumu ne oldu?

 

- Şüphesiz, böyle karikatürler çizmek hoş değil. Ama bunu da  güzelce söylemek gerekirdi. Diyalog ile. Mesela  sokağa dökülüp ve arabaları kırarak değil.  Böyle zamanalrda sürü psikolojisi   işler genellikle . halbuki mesela  Konferanslar, sempozyumlar, görüşmeler düzenlemek gerekir. Herkesin  kendi değerlerini anlatması lazım. Herkesin kendi peygamberi var. Birbirimize saygı duymamız lazım.

- Geleneklere sadece saygı duymak değil de, onları  bilmek de gerekir. Mesela bizde her kes anlamıyor, koyunu  meydanda kesmek niye gerekir ki, bu  çoğu insanı  şok ediyor...

 

- Kurban kesme- aslında  bu bizim hepimizin  bayramı, çünkü söz konusu bayram İbrahim peygamberden geliyor, o ise üç dinin - Müslümanlığın, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin babası sayılır. Tabiki  bu töreni başkalarını rahatsız etmeden kutlanmalı. Ama insanların bilmeleri gerek olan şey: bayramın hedefi - sosyal yardım. Koyun üçe bölerler ve bir kimsini yoksullara veriyorlar.

 

-  Bu  arada şunu da söylemek istiyorum, zenginlik ve yoksulluk farkı da diyaloga engel oluyor.  Çatışmaya  sadece kültür ve dindeki  farklılık değil, yaşam seviyesindeki farklılık da daha fazla etkiliyor.

 

- Biliyor musunuz  bizim  kültürümüz böyle çatışmaların  kaçınmaya  yardımcı oluyor. 2000 yılında bizim ülkemiz çok büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya geldiği zaman, herkes Türkiye'de de Arjantin, Defolt'ta olduğu gibi açlık isyanları olur diye düşünmüştü. Ama bu olmadı. Çünkü Türkiye'de yoksullara devamlı yardım eden   vakıflar gayet çok. Gülen hareketinde yer alan en büyük yardım vakıflarından biri "Kimse yok mu"dur.  Bu vakıf  bütün dünya çapında çalışıyor.

Bizim düşünürlerimiz toplumdaki  geri kalmışlığın  üç sebebi olduğunu  söylemektedirler. Bunlar yoksulluk, cehalet ve diyalogun yetersizliğidir. Bütün problemler bunlardan kaynaklanıyor. Bu yüzden onları aynı beraber  çözmek gerekir. İlk önce ekonomik dürümü iyileştirmek gerekir.   Mesela Bizim ülkede "Tuskon" adında daha ziyade  orta ve küçük ölçekli  iş adamalrından oluşan bir  konfederasyonu kuruldu, ona 12 bin iş adamı giriyor ve  bu  anlamda  Türkiye'nin sayıca en büyüğü sayılır.  Haziranda İstanbul'a 150 ülkeden  temsilciler  davet edildi. ekonomik forum olacak.

Bu arada, Türkiye Ticaret Bakanı Bu foruma Belarus'un ilgili bakanlığının mümessillerini de davet etti. Hep birlikte, bizi sosyal, ekonomik ve kültür açılarından  geliştirecek strateji ve projeleri için  çalışacağız.

- Sohbet için teşekkür derim!

 

Yazar: Nına Ramanovna 

 

25.03.2009

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Rating All.BY Rambler's Top100 Каталог TUT.BY